Biluribin ile Mücadele ve Acıyan Göğüs Uçları

Yazan: editor - 1 September 2010

Hastaneden çıkar çıkmaz takibini yaptıkları ilk şey bu bebek sarılığı. Bunun için hemen 2. günden itibaren tekrar kontrole gitmeye başlıyorsunuz. Biluribinin kanda olması gereken belli bir aralık var. O aralığın içindeyse sorun yok, ancak yükselme eğilimi varsa da kontrole devam ediyorlar.

Tabii yükselme eğilimi varsa hormonları da girdaba kapılanan anne başlıyor ağlamaya. Zaten ilk günler o kadar çok ağlıyorsunuz ki… Fakat bu kaçınılmaz. Bakıma çok muhtaç miniminnacık bir canlı var elinizde ve onun başına gelen her şey için kendinizi sorumlu tutuyor, bu yüzden suçlu hissediyorsunuz. Suçlunun siz olmadığını söyleyecektir doktorlar. Değilsiniz de. Sakin olun ve süreci nasıl doğru şekilde atlatacağınıza gelin beraberce bakalım.

Emzirmeniz gerek, hem de defalarca. Anne sütü yetmiyorsa mama takviyesi veriyorlar, olmadı fototerapi. Tabii bunun f’sini duymak istemiyorsunuz. Mama vermek de arzu ettiğiniz çözüm değil. Göğüs uçlarınız da çok ama çoook acıyor. Göğüs uçlarınızın bu kadar acıyacağını kimse size söylememişti değil mi? Zaten kadınlığa ait her şey gizli-saklı ve kapılar ardındadır. İlk adetiniz de öyle, doğumunuz da, emzirmeniz ve bunların fizyolojik acıları da! Bunu da anneliğin sayısız nişanlarından biri olarak kabul edin. Acıyan göğüs uçları için sağolsun Avent’in bir çözümü var.

Eğer sütünüz gelmeye başladı ve bebiş de emmeye istekli ise yapılacak en iyi şey göğüs ucu koruyucularınızı takıp miniğinizi emzirmeniz. Bebeğinizi her seferinde en az 15 dk olmak üzere en az 2 saatte bir emzirin. Emen bebek biluribinden dışkılayarak kurtuluyor.

Koruyucuyu kullanırken belki şöyle bir zorlukla karşılaşabilirsiniz: Bebeğiniz silikonlu malzemeyi ağzına almak istemeyebilir veya çok küçük olduğu için silikonun üzerinden ememeyebilir. Durum buysa vazgeçmeyin. İki gün sonra tekrar deneyin. Mutlaka alacaktır. Kelebek koruyucunun küçük ve standart olmak üzere 2 boyu var, size uygun olanını aldığınızdan emin olun. Göğsünüz çok içe dönükse önce Niplette ile dışa çekip sonra koruyucuyu takın. Bu da işe yarıyor.

İlk 6 ay bebeğin ağzına giren her şey sterilize edilmeli. O yüzden kelebek koruyucularınızı ilk kullanımdan önce bolca yıkayın ve sterilize edin. Sonra göğsünüze takın. Size emzirirken göğsünüzü 4 parmağınızla alttan, baş parmanığınızla üstten kavrayın tavsiyesi vermişlerdir zaten. Bu şekilde tutarken koruyucuları baş ve orta parmağınızla iki yanından bastırarak tutun. Bebişi göğsünüze öyle yaklaştırın. Mümkünse bir yakınızdan bebeği size vermesini rica edin.

Kelebek koruyucunun yaklaşık fiyatı 16 TL. Muhtemelen sadece ilk iki-üç hafta kullanacaksınız. Fakat bilenler bilir, bu acıyı dindirmek için çok az bir maliyet. Yenidoğan sarılığının moral bozukluğu bir yana, ilk hafta o kadar uykusuz ve yorgun olacaksınız ki, kelebek koruyucunuzu, pompanızı ve sterilizatörünüzü doğumdan önce evde hazır etmeniz en iyisi.

Biluribinle savaşta bir diğer çözüm sütünüzü sağıp kaşıkla vermek demiştik. Ona da sonraki yazımızda bakalım. Bitirmeden iki şey paylaşmak istiyorum:

- Hastaneden çıkarken size bir bebek doktoru atıyorlar. Bu doktordan memnun değilseniz hemen değiştirin Davranışları, yaklaşımı size uymuyorsa, sizin ve bebeğiniz için doğru kişi değildir. Çok uzun zaman beraber çalışacağınız bu hekim, size tıbbi bilgisiyle olduğu kadar yaklaşımı ile de yardımcı olabilmeli. Sizi doğurtan hekiminize, arkadaşlarınıza danışın ve hekiminin kim olacağına miniğiniz doğmadan karar vermiş olun. Bu odasını hazır etmekten çok daha önemli.

- Niplette daha az ihtiyaç duyulan bir ürün ama göğüs ucu içe dönük veya düz olanlar için müthiş bir çözüm. Fiyatı 7o TL civarında.

Göğüs koruyucu ve Niplette’i internette e-bebek.com’da, Mothercare’lerde ve eczanelerde bulabilirsiniz.

Görüşmek üzere,

Müge

burcu.tuncer@tureks.com.tr
Paylaş;

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • Posterous
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Twitter

Bebeğinizi Sütten Kesmeye Başlamak

Yazan: editor - 27 August 2010

Birçok anne emzirrmenin bebekleriyle aralarında oluşturduğu o özel bağı sever.  Fakat istesek de istemesek de anne sütü, farklı besinleri içeren bir menü tarafından desteklenecek ve sonra tamamıyla terk edilecektir.

Bebeğinizi sütten kesmeye başlamak kaçınılmazdır. Zamanı geldiğinde bilmeniz gereken temel şey bunu mümkün olduğunca yavaş yapmanız gerektiğidir. Yeni beslenme düzenini oturtmak bir kaç hafta sürebilir, bebeğinizi alıştığı şekilde beslemeyi aniden kesmeyin.

Sütten kesmeye karar verdiyseniz şu yöntemin size faydası olabilir: Bebeğinizi normalde beslediğiniz süt -anne sütü veya formül süt- ile pirinç mamasını, pirinç lapa kıvamına gelene kadar karıştırın. Sabah erken saatlerde bebeğiniz, sütünün büyük bir kısmını içtikten hemen sonra yedirin. Daha sonra sütünün kalanını içirin.

Bebeğiniz pirinç mamasını sevmeye başladıktan sonra, tek bir meyve veya sebzeyle hazırlayacağınız pürelere geçebilirsiniz. Gündüz saatlerinde sebze, akşam üzeri de pirinç maması ile meyva püresi vermeyi deneyin.

Pürenin kıvamını tutturmak için kaynatılıp soğumuş su ya da bebeğinizi beslemek için her zaman kullandığınız sütten biraz eklemeniz  gerekebilir.

İlk Tatlar

Bebeklerin tatlıya yatkın bir damak tadları vardır. Çoğu  katı mamalara geçerken armut, elma, havuç, tatlı patates ve kabak gibi yiyecekleri yemekten keyif alır. Zamanla patates, brokoli, kayısı, şeftali ve erik gibi diğer besinlere yönelebilirsiniz.

Bebeğinize yedirmek için vereceğiniz tüm gıdalar soyulmuş, pişirilmiş (ideali buharda) ve blendır ile iyice püre haline getirilmiş olmalıdır. Muz, avokado ve mango gibi çiğ gıdaların püresini vermeye başlamadan önce birkaç hafta bekleyin. Bebeğiniz yedi aylık olduğunda tavuk, balık, peynir, yoğurt, makarna, buğday, tahıl ve pirinç ile gibi gıdaları vermeye başlayabilirsiniz.

Kırmızı et gibi sindirimi zor gıdaları vermek için bir-iki ay daha büyümesini bekleyin. Bebeğiniz bir yaşından küçük ise bal, fındık, haşlanmış yumurta, kabuklu deniz ürünlerinden kaçının.

Kitaplarda ve internet üzerinde bebeğiniz için ideal tarifler bulabilirsiniz. Arama motorunuza “bebek yemekleri” yazın ve gelen sonuçlara göz atın. Zaman zaman bizim de sizinle paylaşacağımız tarifler olacak.

Bebeğiniz büyüdükçe evde sizin yediklerinizden vermeye ve onu da masaya oturtmaya başlayın. Ancak yağ ve tuz oranı yüksek yiyeceklerden ya da diyet gıdalardan kaçının. Sağlıklı besinler yemeye ve yedirmeye özen gösterin.

Tek Kullanımlık Kaplar

Bebeğinizin ilk püresini hazırlamak bebeğinizin büyüdüğünün işaretidir ve gerçek bir kilometre taşıdır.

Artık evde hazırlayacağınız yemekler daha besleyici ve ekonomik olacaktır. Uygun olan yemekleri bol miktarda hazırlayın, buzdolabında ve dondurucuda küçük porsiyonlara ayırarak depolayın. Evde önceden pişirdiğiniz yemeği, acıkmış bebeğinizi beslemek için son derece hızlı bir şekilde hazır hale getirebilirsiniz.

Buzdolabında ya da dondurucuda kullanabileceğiniz atılabilir kaplar size hareket halindeyken büyük kolaylık sağlayacaktır. Böylece hem bebeğinizin yemeğini hem de yediği yeri değiştirebilir, dışarıda olmanın keyfini beraberce sürebilirsiniz.

Paylaş;

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • Posterous
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Twitter

Doğum Sonrası Eve Dönüş: Uykusuz Her Gece…

Yazan: editor - 18 August 2010

Gökçe’yi kucağımıza aldığımızın ertesi günü sepetlediler bizi hastaneden. Biz de eve döndük. Aslında doğrusu bu. Özel hastanelerin konforuna kapılmadan eve dönmek en iyisi diye uyarıyor uzmanlar. Malum hastane virüsü. İyi bakılmanın maliyeti bu virüsü kapma ihtimali. O yüzden hiç uzatmayın bence siz de. Zaten hiç bir yer ev kadar doldurmuyor pillerinizi.

Biz de geldik gelmesine ancak ben parçalarımı saça saça geldiğimden hala tam olarak kendimde değilim. Sokağımızın güler yüzlü çiçekçisi Elmas’ın gönderdiği turuncu renkli nefis buket ve dostlardan gelen güzel kokulu zambaklar evi parti yerine döndürmüş. Kafamda kırmızı kurdelalı tacım, elimde Gökçe girdim içeriye. Ama sanki Gökçe değil, ben evren değiştirmişim!

Normal doğum bile yapsanız bugünlerde dikişsiz taburcu etmiyor hastaneler sizi. Saçma sapan parçalanmasın diye, perineye düzgün bir kesik atıyor genelde doktorlar. Sonra size 3 hafta boyunca itinayla bakmanız gereken 8 dikiş kalıyor. Bu yüzden oturmak hayli sıkıntı verici. Zaten 2,5 saat ıkınmışım, bırakın kasığı bacağı, kollarımda dermanın zerresi yok, üstüne bir de dikişler… 15 günü acılı geçiyor yani bayanlar. Yok öyle normal doğum yaptım ertesi gün hop ayaktayım durumu. Karnınız da bir beş aylık hamile gibi duruyor.

İşte burada doğanın bir mucizesi var. Şayet emziriyorsanız o karın o kadar çabuk eriyor ki inanamıyorsunuz. Bebiş emdikçe karın yerine geliyor. Gün gün takip edilir bir şekilde oluyor bu iniş. 3 hafta sonra neredeyse tamamen iniyor o şiş.

Şimdi doğumdan sonraki 3 hafta demişken, bu 3 hafta bence bir kadının ömründe en çok performans isteyen zaman. 9 ay zaten fazla mesai yapmışsınız, üstüne olanca dramasıyla doğum, üstüne bir de yenidoğan bakımı. Bu döneme bir şekilde hazırlıksız yakalanırsanız işte o zaman yandınız. Hormonların da ani değişimleri ile sinir kırılmaları geçirmemeniz işten bile değil.

Uykusuzluk ve yorgunluk sınırınız, günü 2 saatlerden oluşan bakıma çok muhtaç bir canlı- sizin canınızın içi- ile sürekli sınanıyor. İlk 3 haftası çok çok zor olmakla beraber bu durum ilk 3 ay boyunca sürüyor. Neden? Çünkü o kendini hala ana karnında hissediyor. Oradaki gibi yemek gelmiyor mu, basıyor çığlığı. Kaka yapıyor ama yine ağlayarak. İlk günler kaka yapma hali çok kötü değil, ama 10 günden sonra hazım bakterileri oluşmaya başlayınca o kadar acı çekiyor ki miniğiniz, bitkinliğinizin üzerine bir de onun bu hali için üzülüyorsunuz. Ve bilinen bir efsane daha: Siz takatsiz bedeninizi doyurmaya oturduğunuz her an, miniğiniz bunu seziyor ve az önce emdiyse bile tekrar emmek için basıyor yaygarayı. Benim tavsiyem sofraya ailenizle oturmayı bir süreliğine unutmanız. Moldovalı yardımcım, yemeğe giderken “Gökçe hadi sen de gel” diye onu da çağırmamı tembihledi bana. Ama bizimki Türk olduğundan mı nedir, yemedi numarayı.

İlk hafta sizi bekleyen en büyük sınav emzirme travması ve bilirubin olacak kuşkusuz, yani yenidoğan sarılığı. Hastalıkla ilgili pek çok bilgiyi konunun uzmanlarından internette bulabilirsiniz. Ben burada yapılması gerekenlerden bahsetmek istiyorum: Bebeğin bu sarılığı atması için bol bol emmesi gerek. Ancak burada şöyle bir sıkıntı var. Göğüslerinizi hazırlamadıysanız, ilk günlerde emzirme gerçek bir travma. Bebeğiniz kendini doyurmak için göğüslerinizi her emişinde, acılar içinde kıvranacaksınız muhtemelen. Bu iki hafta içerisinde geçecek ama o iki haftayı nasıl geçirdiğiniz çok önemli. Şöyle bir darboğaz var. Siz göğüslerinizi iktisatlı kullanmak zorundasınız, yaralanma olursa bittiniz. Göğüsleriniz kanaya kanaya emzireceksiniz bebeğinizi. Bunu çeken bilir.

Lakin bebeğinizin kanında biluribin seviyesi yüksekse doktor size bol bol emzir yoksa mama ver diyecek. Peki siz ağlamaktan başka ne yapacaksınız?

1. Göğüs uçlarınıza kelebek koruyucu takacaksınız.
2. Sütünüzü pompa ile sağıp bebişe kaşıkla yedireceksiniz.

Mamadan kaçınarak bu hastalığı atlatmak isteyenler için bu iki çözüme bir sonraki yazımızda detaylıca bakacağız.

Şimdilik sevgiyle kalın…

Paylaş;

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • Posterous
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Twitter

İtin Müge Hanım

Yazan: editor - 16 August 2010

Hastaneye gece 00.00 itibari ile ulaştık. Yolda bol miktarda sıvı akışı oldu. Bunun için evden ayrılmadan bacaklarımın arasına bir havlu sıkıştırdım.

Acil kapısından girişin ardından bizi doğumhaneye aldılar. Burası normal doğumcular için uzun saatlerin başladığı yer. Kıyafetlerinizi çıkartıp yeşil hastane önlüklerinden giyiyorsunuz. Önce size lavman takıyorlar ki bağırsaklarınız iyice boşalsın. Sanki ishal olmuş gibi bir kaç kez tuvalete gidiyorsunuz. Pek sevimli bir süreç değil ama doğumda bebekten başka bir şey çıkmaması için gerekli. Sonra bebeği NST’ye bağlayıp kalp atışlarını kontrol ediyorlar.

Şimdi sıra sancılarda. Fakat benim hala sancım yok. Bu da suni sancı uygulaması demek. Koluma taktıkları kateterden serum benzeri bir sıvı ile suni sancıyı vermeye başladılar. 15 dakikada bir verdikleri doz artıyor ki rahim açılsın ve doğum başlasın. İlk başlarda suni sancıya tahammül edebiliyorsunuz ancak doz arttıkça dayanılmaz bir hal alıyor. Ben normal sancı çekmediğim için bilmiyorum ancak suni sancının normal sancıdan çok çok daha fazla daha acı verdiğini öğrendim. Hatta başta epidural istemememe rağmen, sonra ‘epidurali takın noooolur’ diye bastım çığlığı. Sancı arttıkça ağladım, ben ağladıkça annem ve eşim ağladı, öyle feci bir şey…

Rahim açıklığı belli bir aralığa ulaşınca bu sefer sizi doğumhaneye alıyorlar ve epidurali takacak hekim geliyor. Epiduralden sonra uyuşmuş oluyorsunuz. Yaklaşık 8-9 saat epidural takılı halde sancıyı almaya devam ediyorsunuz. O feci sancı sadece bir sinek ısırığı kadar hissedilir oluyor. İşte bu arayı dinlenmek için kullanmak çok önemli. Ben uyuyamadım, gözlerim kapalı dinlendim ama en iyisi uyuyup güç toplamak. Doğumun son fazı olan itme sırasında burada toparlayacağınız güce çok fazla ihtiyacınız olacak. Mümkünse odada kalabalık olmasın. Sadece siz ve refekatçiniz kalın. Diğer konuklar kısık sesle bile konuşsa, fısıltı sizi uyarıyor.

Hemşireler hem NST ile bebeğinizi, hem de sizin rahim açıklığınızı sürekli kontrol ediyorlar. Rahim belli bir açıklığa ulaşınca doktorunuza haber veriyorlar. Konukların dışarı alınmasıyla, odada sadece tıbbi ekip, siz ve refekatçiniz kalıyorsunuz.

Artık doğum başlıyor. Doktorunuz sancılarınızı takip ediyor ve sancı doruk noktasına ulaştığında, doğum sahnelerinin olmazsa olmaz klişesi bir çırpıda dökülüyor dudaklarından: “Sancı geliyor…İtin Müge Hanım!”

Hamilelik boyunca yaptığınız nefes egzersizleri meyvelerini işte tam bu anda veriyor. Diyaframınızı şişiren deriiiiiin bir nefes alıyor, vücudunuzun C şeklini alması için çenenizi göğsünüze dayıyor ve olanca kuvvetinizle aşağıya doğru ıkınmaya başlıyorsunuz. 20 saniye itibilirseniz süper. Ben çalışmıştım. Doktorum Cem Bey “Çalışanla çalışmayan bir olur mu, iyi gidiyorsunuz Müge Hanım, çok sürmez bu iş” dediyse de Gökçe’yi perineye indirmem saatlerimi aldı. İnsan 2,5 saat otursa yorulur, ben tam 2,5 saat ittim bizim miniği. Yukarı kaçıyormuş küçük hanım. Bir yandan onu itiyorum bir yandan karnıma hemşireler abanıyor ama Gökçe inmiyor. Bir saat sonra bir büyük boy hemşire çıktı karnıma, yine sonuç yok. Bir ara Doktorum Cem Bey bile bastırdı karnıma.

İte ite gücüm kalmamış, sancı çekmişim, 12 saatten fazladır açım, yalvardım çikolata diye. Damak çikolatamdan bir ısırık alıp kuvvetlice itmiştim ki Cem Bey “Esmer bu bebek” dedi ama Gökçe yine yukarı kaçtı. Nur yüzlü son hemşirenin abanması ve n kere itişin ardından kiwi adında vakum benzeri bir aletle yapıştı bizimkinin kafasına Cem Bey.

Bu arada Pediyatri bölümüne zaten haber verilmiş oluyor. Miniğiniz gelir gelmez pediyatri hemşiresi ilk kontrollerini yapıyor sonra illa ki ağlamakta olan annenin memesine veriyor -emse şahane olacak ama pek fırsat vermiyorlar, kokunuzu alıyor bebiş o kadar- sonra ısıtılan bir küvözle bakımının yapılacağı kata yollanıyor, ardından da babası tabii. Siz aşağıda plasenta temizliği için kalırken, hemşireler bebeğinizi yıkıyor, giydiriyor ve aşılarını yapıyor.

Sonrası çok yorucu geçen 3 ay ve başka yazıların konusu.
Unutmadan doktorum Cem Bey ve Epidural hekimi Aslı Hanım’a teşekkürlerimi iletiyorum. Onlarsız bu iş çok daha zor olurdu. Gelelim aklınızda bulunsun notlarıma:

1. Bekleme odası soğuk oluyor. O yüzden -yaz kış fark etmez- çorap giymiş olmanızda fayda var.

2. Size refakat edenleri uyarın doğumhanedeki tuvaleti kullanmasınlar. Bu tuvalet steril ve sadece sizin kullanımınız için.

3. Özel hastanelerde iyi bir uygulama var. Doğumdan bir kaç hafta önce sizi epidural anestezi ile ilgili bilgilendiriyorlar. Sezaryen yapacaksanız epidurali takacak hekimi seçebiliyorsunuz, normal doğumsa bahtınıza kim çıkarsa.

4. Epidural takılırken sırtınızı hareket ettirmemeniz, doktorun uygulamayı doğru yere yapabilmesi için önemli. Siz sancıyla boğuştuğunuzdan hareketsiz kalmanız çok kolay olmayacak. Bu anda refakatçinizin katma değeri çok fazla. Sizi sakinleştirmek ona düşüyor. Bu işi de en iyi anneler yapıyor.

5. Hastanelere göre doğuma alınacak refakatçiler için uygulama farklı olabilir. Bizim hastane normal doğumlara
refakatçileri alıyor, ama sezeryane almıyordu. Eşlerinin kat kat kesildiğini gören beyler bayılabiliyormuş, bayanları bırakıp eşlerle ilgilenmek zorunda kalıyoruz diye açıkladılar sebebi bize. Doğum yapmadan hastanenizin bu konudaki yaklaşımını öğrenin.

6. Gece yanınızda kalacak kişi ile doğuma girecek kişilerin farklı kişiler olmasında fayda var. Bence ideali eşinizi doğuma, annenizi odaya almanız. Siz ve eşiniz doğumda çok yorulacaksınız. Böylece anneniz daha dinç olup size yatış sırasında yardımcı olabilir.

7. Odaya çıkar çıkmaz bebeğinizi isteyin. Gerekirse ısrarcı olun. Bebeğinize ilk sütü ne kadar erken verirseniz o kadar iyi.

8. Dostlarınızla doğum haberini bekletmeden paylaşmaya çalışın. Hastaneye ziyaretinize geldiklerinde çok mutlu olacaksınız.

9. Kendinizle gurur duyun. Bunu gerçekten hak ettiniz.

Doğum öncesi ihtiyacı olan cesareti bu satırlarda arayan tüm annelere sevgiler. Sormak istedikleriniz olursa lütfen bizimle paylaşın.

Sevdiklerinizle kalın….

Paylaş;

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • Posterous
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Twitter

Yenidoğan Bebeğinizin Beslenme Programı

Yazan: editor - 14 August 2010

Yeni doğan her bebek birkaç hafta içinde kendine özgü bir beslenme programı geliştirecektir. Bu dönem boyunca bebeğiniz gelişme içinde olduğundan yeterince acıkmış görünmeyebilir, ancak bebeğinizi mutlaka beslemelisiniz. Peki ama ne sıklıkta?

Emzirme Sıklığı
Yenidoğan bir bebeğin günde en az 8 – 12 kez emzirilmesi gerekir. Bu genellikle 1-3 saatte bir beslenmesi demektir. Bazı bebekler, ardından şekerleme yapabilecekleri toplu halde bir kaç beslenmeden hoşlanır. Önemli olan bebeğiniz acıktığında, onu başarıyla emzirmenizdir.

Hangi taraf, ne kadar süreyle?
Emdiği sürece bebeğinizi ilk göğsünüzle besleyin, devam etmek isterse ona diğer göğsünüzü de verin. Bebeğiniz tatmin oluyorsa tek göğsünüz beslenmesi için yeterlidir. Beslemenin ne zaman bitmesi gerektiğine bırakın bebeğiniz karar versin. Doyduğu zaman o minik ağzını memenizden çekecek veya uykuya dalacaktır.

Bebeğiniz besleme için hazır olduğunu nasıl anlatır?
Bebeğiniz uykuda bile olsa beslenme ihtiyacını takip edin. Bebeğiniz ağlamaya başlarsa onu hemen emzirin. Yenidoğan dönemindeki ağlamaların çoğu açlıktan kaynaklanır. Ağlıyorsa ve bezini değiştirmeniz gerekiyorsa bile önce karnını doyurun. Beslemeden altını açacak olursanız çok daha fazla ağladığını göreceksiniz.

Çıkardığı minik sesleri dinleyin, huzursuz olduğu anlardaki vücut tepkilerini, emme anlarındaki ağız ve dil hareketlerini, özellikle de el-ağız hareketlerini izleyin. Bunlar size onu beslemeniz gereken zaman konusunda çok açık ipuçları olacaktır.

Zaman geçtikçe emzirme ilk haftalardan daha etkili bir hale gelecek, seansların süreleri kısalacaktır. Bebeğiniz yavaş yavaş günlük besleme sayısını azaltacaktır.

Bebeğiniz için eğlenceli ve rahatlatıcı bir beslenme programı sağlamanız gerçekten çok önemli. Bu nedenle emzirirken arkanıza yaslanın, rahatlayın ve birlikte geçirdiğiniz zamanın keyfini çıkarın. Hem bebeğinizi doyurmuş olacak, hem de onunla çok kuvvetli bir bağ kurmuş olacaksınız.

Paylaş;

  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • FriendFeed
  • LinkedIn
  • Live
  • Posterous
  • RSS
  • StumbleUpon
  • Twitter

Arama

    'Twitter'da Bizi Takip Edin     'Friendfeed'de Bizi Takip Edin

Fotoğraflar

A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
A photo on Flickr
Protected by Copyscape Plagiarism Test